ABD-İSRAİL-İRAN SAVAŞI’ nın BASRA KÖRFEZİ CEPHESİ: BÖLGESEL KRİZDEN KÜRESEL ÇATIŞMAYA MI?

Prof. Dr. Veysel Ayhan

SESA Enstitüsü Direktörü

ÖZET

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan son dönemde gerçekleşen Körfez ülkelerine yönelik saldırıları kınayarak, sivilleri ve kritik altyapıyı hedef alan eylemlerin kabul edilemez olduğunu ifade etmiştir. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan Riyad dönüşü katıldığı bir televizyon programında Körfez ülkeleri mevcut durumun devam etmesi halinde karşı önlem almak zorunda kalacaklarını söylüyorlar ve Bu saldırıya karşı cevap vermemiz gerekiyor diyorlar ifadelerini kullanmıştır.
ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarının ardından Tahran’ın Basra Körfezi ülkelerindeki Amerikan üsleri ile enerji altyapıları ve havalimanlarına yönelik karşı saldırıları, küresel düzeyde yeni bir çatışma dinamiği yeniden gündeme taşımıştır. ABD Başkanı Trump, İran’ın Körfez ülkelerine yönelik saldırıları karşısında gazetecilere yaptığı bir açıklamada “Kimse bunu beklemiyordu. Şok olduk” ifadelerini kullanmıştı. ABD’nin tüm baskılarına rağmen 8 Martta babasının yerine yeni Dini Lider olarak seçilen Mücteba Hamaney, yaptığı ilk açıklamalarda Hürmüz Boğazı’nın kapalı kalmasının düşmana karşı bir baskı aracı olarak kullanılması gerektiğini vurguladı. İran’ın Hürmüz Boğazı’nın yanı sıra özellikle Körfez ülkelerine yönelik düzenlediği füze ve drone saldırıları Basra Körfezi ülkelerinin istikrar ve güvenliğini yeniden uluslararası ilişkilerin temel gündemi haline dönüştürmüştür.
Trump’ın 23 Mart’ta İran ile süren görüşmeler çerçevesinde enerji altyapılarına yönelik saldırıların 5 günlüğüne durdurulduğunu açıklaması, ilk bakışta gerilimi azaltıcı bir adım olarak değerlendirilebilirse de, Trump’ın sürekli değişen ve öngörülemez kararları dikkate alındığında bu açıklamanın kalıcı ve güvenli bir zemin oluşturduğunu söylemek güçtür. Öte yandan olası ABD–İran anlaşmasının İran’ın füze ve balistik kapasitesine yönelik denetim ya da kısıtlama içermemesi durumunda ise Körfez ülkelerinin bu anlaşmaya kabul etmesi oldukça güçtür. Zira İran’ın son saldırıları bu ülkelerin dokunulmaz olmadığını ortaya koyarken, bölgesel istikrar ve refahın Tahran’ın askeri kapasitesinin gölgesinde şekillendiği göstermiştir.
Bu çalışmada, Basra Körfezi ülkelerinin daha iyi anlaşılmasına yönelik söz konusu ülkelerin siyasal, toplumsal ve ekonomik yapılarına odaklanıldıktan sonra Savaşın Körfez Cephesi analiz edilecektir. Daha önce gene SESA Enstitüsü tarafından yayınlanan raporlarda Savaşın Lübnan ve Yemen Cepheleri analiz edilmişti. Elinizdeki 3. Raporda Savaşın en kritik cephesini oluşturan Körfez bölgesi analiz edilerek, çatışmanın ortaya çıkardığı güvensizlik ve istikrarsızlığın daha iyi anlaşılmasına katkı sağlanması amaçlanmaktadır.