Analizler

BASRA KÖRFEZİNDE İRAN-BAE SAVAŞI’NA DOĞRU MU?
Prof. Dr. Veysel Ayhan SESA Enstitüsü Direktörü Prof. Dr. Veysel Ayhan SESA Enstitüsü Direktörü Prof. Dr. Veysel Ayhan, lisans, yüksek lisans ve doktora eğitimini Uludağ Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü’nde tamamlamıştır. Doktora sonrası çalışmalarını Orta Doğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ) Uluslararası İlişkiler

ABD-İSRAİL-İRAN SAVAŞI’ nın BASRA KÖRFEZİ CEPHESİ: BÖLGESEL KRİZDEN KÜRESEL ÇATIŞMAYA MI?
Prof. Dr. Veysel Ayhan SESA Enstitüsü Direktörü Prof. Dr. Veysel Ayhan SESA Enstitüsü Direktörü Prof. Dr. Veysel Ayhan, lisans, yüksek lisans ve doktora eğitimini Uludağ Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü’nde tamamlamıştır. Doktora sonrası çalışmalarını Orta Doğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ) Uluslararası İlişkiler

İSRA SURESİ – FESAD ve ULUV
Av.Halit Çokan İslam Çalışmaları Direktörü Av.Halit Çokan İslam Çalışmaları Direktörü 1972 yılında Osmaniye’de doğmuştur. İlk ve orta öğrenimini Osmaniye’de tamamlamıştır. Yükseköğrenimini Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde (1991-1995) tamamlayarak mezun olmuştur. 1996 yılında Ankara Barosu’nda avukatlık stajını tamamlamış ve staj sonrası Ankara

NATO FÜZE KALKANI VE TÜRK DIŞ POLİTİKASINA ETKİSİ
Dr. Kemal Kaya Güvenlik Çalışmaları Direktörü Dr. Kemal Kaya Güvenlik Çalışmaları Direktörü Dr. Kemal Kaya, havacılık sanayinin gelişim stratejileri, Türk havacılık sanayiinin yapısal dönüşümü ve savunma -güvenlik teknolojilerinin stratejik planlaması alanlarında çalışmalar yürütmektedir. Uçak mühendisliği alanında doktorasını tamamlayan Dr. Kaya,

Petrol ve Güvenlik: Hürmüz Boğazı Krizinin Küresel Petrol Piyasasına Etkisi
GİRİŞ Hürmüz Boğazı’nın stratejik önemi yalnızca bölgesel enerji üreticilerinin ihracatına ev sahipliği yapmasından değil, aynı zamanda küresel enerji arz zincirinin en kritik geçiş noktalarından biri olmasından kaynaklanmaktadır. Basra Körfezi’nden çıkarılan petrol ve sıvılaştırılmış doğalgazın (LNG) önemli bir bölümü bu dar

Epstein Vakası
Batı medeniyeti, kendisini yalnızca bir tarihsel tecrübe olarak değil, insanlığın nihai ölçütü olarak konumlandırmıştır. Kendi kültürel serüvenini evrensel norm, kendi tarihini zorunlu istikamet, kendi krizlerini ise insanlığın kaçınılmaz evreleri gibi sunmuştur. Bu sunum masum bir özgüven değil; norm koyucu öznenin