2026 Çin “Two Sessions” Toplantıları Sonrası Türkiye–Çin Ekonomik İlişkileri
Türkiye–Çin ticari ilişkileri çerçevesinde; kurumsal yatırımcılarımız ve Çin pazarına odaklanan şirketler açısından değerlendirildiğinde, her yıl Pekin’de düzenlenen “Two Sessions (İkili Oturum)” toplantılarının önemli fırsatlar sunduğu görülmektedir.
Bu çerçevede, 2026 yılı toplantılarında ortaya konulan politika yönelimlerinin Türkiye–Çin ekonomik ilişkileri bakımından dikkatle takip edilmesinde fayda bulunmaktadır.
Two Sessions Toplantılarının Genel Çerçevesi
Her yıl Mart ayında Pekin’de gerçekleştirilen “Two Sessions”, Çin’in siyasi ve ekonomik politikalarının şekillendirildiği en önemli platformlardan biridir. Bu kapsamda iki ana kurum toplanmaktadır:
• National People’s Congress (Ulusal Halk Kongresi)
• Chinese People’s Political Consultative Conference (Çin Halk Siyasi Danışma Konferansı)
Bu toplantılar sırasında hükümetin yıllık çalışma raporu sunulmakta; ekonomik büyüme hedefleri, bütçe politikaları ve sektörel öncelikler ele alınmaktadır.
2026 yılında Çin Başbakanı Li Qiang tarafından sunulan hükümet çalışma raporu, özellikle iç tüketimin artırılması ve hizmet sektörünün büyümesinin desteklenmesi üzerinde yoğunlaşmaktadır.
Bu çerçevede, söz konusu ikili oturumlarda ortaya çıkan bazı temel değerlendirmeleri yatırımcılarımızın dikkatine aşağıdaki başlıklar altında sunmak isteriz.
1. İç Talep Odaklı Ekonomik Politika
Pekin yönetimi, 2026 yılında ekonomik istikrarın sağlanması ve iç talebin güçlendirilmesini öncelikli hedef olarak ortaya koymaktadır.
Tüketim, hizmet sektörü harcamaları, hane halkı gelirleri ve sosyal destek mekanizmaları ekonominin temel itici unsurları olarak değerlendirilmektedir.
Ayrıca, hazırlanmakta olan 15. Beş Yıllık Kalkınma Planı (2026–2030) kapsamında;
• Orta sınıf tüketiminin artırılması
• Alışveriş merkezleri ve yaşam tarzı tüketiminin desteklenmesi
• Gıda hizmetleri ve gastronomi sektörünün teşvik edilmesi
gibi başlıkların öne çıktığı görülmektedir.
Bu gelişmeler, doğrudan tüketiciye hitap eden uluslararası markalar için özellikle büyük şehirlerde daha elverişli bir ticari ortam oluşabileceğine işaret etmektedir.
2. Yüksek Kaliteli Yabancı Ticari Faaliyetlere Yönelim
Çin yönetimi yabancı ticari faaliyetlere açık olduğunu ifade etmekle birlikte, bu faaliyetlerin giderek ulusal kalkınma öncelikleri ile uyumlu hale getirilmesini beklemektedir.
Çin’in yeni kalkınma yaklaşımı;
• Teknoloji
• Endüstriyel modernizasyon
• Dijitalleşme
• Stratejik tedarik zincirleri
• Ekonomik kendine yeterlilik
gibi alanlarla yakından ilişkilendirilmektedir.
Uluslararası basın ve ekonomik analizlerde; özellikle yapay zekâ, ileri imalat, dijital altyapı, biyoteknoloji ve robotik sektörlerinin öncelikli alanlar olarak öne çıktığı belirtilmektedir.
Türk firmaları açısından bu durum, Çin pazarına girişin mümkün olduğu ancak teknoloji iş birliği, yerelleşme, markalaşma, turizm bağlantısı, gıda güvenliği ve tedarik zinciri değeri içeren projelerin basit ithalat-ticaret modellerine kıyasla daha fazla ilgi görebileceğini göstermektedir.
3. Tüketim Ekonomisi ve Yerelleşmenin Önemi
MADO ve benzeri Türk gıda ve perakende markaları açısından en önemli noktalardan biri, Çin yönetiminin tüketimi canlandırmak istemesine rağmen Çinli tüketicilerin fiyat hassasiyetini koruması ve yerel adaptasyonun önemini sürdürmesidir.
Bu nedenle Çin pazarında başarı, yalnızca yabancı bir marka kimliği ile değil; yerel kültür ve tüketim alışkanlıkları ile uyumlu bir uygulama modeli ile mümkün olabilmektedir.
Bu bağlamda, MADO’nun uyguladığı model dikkat çekicidir. Marka kimliğini korurken;
• Dekorasyon
• Menü sunumu
• Şehir bazlı konumlandırma
gibi alanlarda ölçülü bir yerelleşmeye izin verilmesi, Çin pazarında rekabet avantajı sağlayabilecek bir yaklaşım olarak değerlendirilmektedir.
4. Türkiye–Çin İş Birliği İçin Genişleyen Sektörel Alanlar
Two Sessions gündemi yalnızca tüketim sektörünü değil, aynı zamanda birçok stratejik sektörü de kapsamaktadır.
Raporda özellikle;
• İleri teknoloji
• Enerji dönüşümü
• Dijital endüstriler
• Stratejik üretim kapasitesi
alanlarına verilen desteğin devam edeceği vurgulanmaktadır.
Enerji raporları ise Çin’in yeni planlamasında enerji güvenliğinin yanı sıra fosil dışı enerji yatırımlarının artırılmasının sürdürüleceğini göstermektedir.
Bu durum;
• Enerji depolama sistemleri
• Endüstriyel ortaklıklar
• Tedarik zinciri iş birlikleri
gibi alanlarda Türkiye–Çin ekonomik ilişkilerinin gelişmesine yönelik yeni fırsatlar sunmaktadır.
5. Risk Yönetimi ve Ekonomik Görünüm
Uluslararası ekonomik değerlendirmelere göre Çin ekonomisi için 2026 yılı büyüme hedefinin %4,5–%5 aralığında olması beklenmektedir.
Bunun başlıca nedenleri arasında;
• İç talepteki belirsizlikler
• Gayrimenkul sektöründeki yapısal sorunlar
• ABD ile devam eden stratejik rekabet
yer almaktadır.
Bu durum, Çinli şirketlerin denizaşırı iş birliklerine ilgi göstermeye devam edeceğini; ancak daha seçici, uyumluluk odaklı ve ticari netlik konusunda daha talepkâr bir yaklaşım benimseyebileceklerini göstermektedir.
Bu nedenle Çinli firmalarla temas kuran Türk şirketlerinin yalnızca niyet beyanı niteliğindeki tekliflerle değil;
• Ayrıntılı fizibilite çalışmaları
• Yerel düzenleme analizleri
• Açık bir ticari yol haritası
ile hazırlıklı olmaları önem arz etmektedir.
Sonuç
Türk–Çin Ticaret, Eğitim, Kültür Dostluk ve İş Geliştirme Derneği olarak; kurumsal yatırımcılarımızın Çin pazarındaki fırsatları daha etkin değerlendirebilmesi amacıyla çalışmalarımızı sürdürmekteyiz.
Türkiye–Çin ticari ilişkilerinde kazan-kazan prensibine dayalı sürdürülebilir iş birliklerinin geliştirilmesi amacıyla, yatırımcılarımızın ihtiyaç duyabileceği her türlü teknik destek ve yönlendirmeyi sağlamaya devam edeceğimizi kamuoyunun bilgisine saygıyla sunarız.